Cumartesi, Aralık 31, 2011

Birimiz Hepimiz, Hepimiz Bazılarımız İçin


“İnsanların %90’ı yaşamaz, sadece vardırlar.” demişti Oscar Wilde. Duyduklarını tekrarlayan, kendilerine ait düşünceleri, çizgileri olmayan insanların yaşamadıklarını kör göze parmak misali göstermişti bizlere.

Yaşamaz mıyız yoksa yaşatılmaz mıyız, peki?

Toplum dört bir koldan sardı etrafımızı yaşamamızı engelleyebilmek için. Birey olmasını beceremeyenlerin oluşturduğu toplum adı verilen sürünün önemi çalındı kulaklarımıza konuşmayı söktüğümüz andan itibaren, daha bir çocukken, gözlerimiz, bilincimiz açılmamışken; henüz yaşken eğildik, sürüden ayrılanları kapan kurtla korkutulduk. Ama bizden bir şey saklandı bu kurtla ilgili; sürüden ayrılanı kapan kurt, aslında sürünün ta kendisiydi!


Sürü psikolojisiyle hareket edenler, bu duruma boyun eğmeyen bireylere karşı düşmanca bir tutum takınırlar ve bunun nedeni de kendi oluşturdukları düzen ortamının yıkılmasından korkmalarıdır. Sürüden ayrılan, sürü için en büyük tehdittir; onun ardından gidip “yoldan sapanlar” yüzünden sürünün genel geçerleri sorgulanabilir, dahası sürü güç kaybedebilir. Bu yüzden “sürüden ayrılanı kapmak” farzdır. Her sürünün içerisinde, sürünün devamlılığını sağlamaya fedai olabilecek kurtlar vardır. Bu fedailer siz sürünün sınırlarındayken kuzu, siz sürüden ayrıldığınız andaysa artık birer kurtturlar. Çünkü bu kuzular, menfaatlerini sürüye bağlamış, kendilerini sürü içerisinde ifade etmiş, sürüyle var olmuşlardır. Kendilerini sömürenlere göstermedikleri bu tepkiyi sürüye başkaldırıp özgürlüklerini isteyenlere göstermeleri de üzerinde düşünülmeye değerdir.

Sürünün çok sayıda silahı vardır kendisini onun elinden kurtaranlara karşı ve ahlak bu silahların en önemlilerindendir. İnsanların hangi tanrıya inanıp inanamayacağına, ne yiyip ne yiyemeyeceğine, kimlerle, nasıl ilişkiler yaşayacağına karar verip bunlara uymayanı ahlaksızlıkla niteleyen ikiyüzlü toplum, insanların yatak odasına bile karışma hakkını kendisinde bulurken “Bana karışamazsınız!” diyenlere ahlaksız sıfatını yapıştırır ironik bir şekilde.



Sürü maalesef ki sadece insanların özel hayatına karışmaz. Aynı zamanda sınırsız Dünya'yı da kendi sınırlı penceresinden yorumlattırmaya çalışır. Bilime, tarihe, siyasete, dinlere, cinselliğe kısacası her olaya ve kavrama kendi sorunlu bakış açısından bakılmasını, o pencerede yorumlanmasını direterek her türlü pozitif gelişmenin önündeki en büyük engeli oluşturur.

Evet, zordur sürüden ayrılmak, sadece bilinç değil cesaret de gerektirir en başta. Sürüden ayrılanlar bilmelidirler ki kendilerine saldıracak bir değil, onlarca kurt olacaktır. Ve bu kurtlarla baş edebilmenin yolu da asla ikna ve telkin değil, savaşmaktır. Kişi ne kadar ayrılırsa sürüden o kadar kendisi olur, birey olur. Güvenli yaşamayı değil, tam tersine güvensiz ama ilkeli yaşamayı kendilerine ilke edinmişlerdir.

Ey sürü! Güvenli kollarına al beni, kendine benzet, hepimizi bir kıl. Hep aynı kalalım, hep aynı yaşayalım. Huzur dolu, güven dolu yaşamlarımızdaki aksiliklere kader diyelim, diyelim ki kimse sormasın:
“Güvenli bir yaşam için sürüden ayrılan kaç kuzuyu katlettik?” diye.
“Güvenli bir yaşam için sürüden ayrılan kaç Nazım’ı, Deniz’i, Hrant’ı katlettik?” diye.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder