Cumartesi, Eylül 15, 2012

Doğmamış Çocuğa Mektup

Henüz yoksun, gözle görülmeyen bir hücresin, bir zigotsun, bir ceninsin. Henüz cinsiyetin belli değil, kızsın, erkeksin. Doğumuna 2 yıl var, 7 ay var, 6 hafta var, 2 gün var.

Anneni, gözünün önünde dövecek bir baban, bir dediğini iki etmeyecek bir baban, bir dediğini iki etmeyeceğin bir baban, sana trilyonluk şirket bırakacak bir baban, vücudunda yara izleri bırakacak bir baban, sana elinden gelenin en iyisini bırakacak bir baban olacak.

Seni hep bir bebekmişsin gibi sevecek bir annen, seni hiçbir zaman istememiş bir annen, baban seni döverken, üzerine kapanacak bir annen, ölene dek nefretle anacağın bir annen, ölene dek aşık kalacağın bir annen, ölene dek çoktan unutmuş olacağın bir annen olacak.

Doğduğunda, çoktan çizilmiş bir yolun olacak, toplumca doğruluğundan şüphe edilmeyen:
Ailenin içerisinde bulunduğu toplumsal sınıfın imkânlarına, buna paralel beklentilerine göre okullara gidecek, bir meslek edineceksin. Mesleğinin değerinin, senin meslekteki başarının ölçütü, durmaksızın pompalanan Pragmatik aklın etkisiyle, kazandığın para olacak. Daha sonra seninkine benzer bir hayat yaşamış, ailenin onayını almış, ailesinin onayını aldığın bir insanla hayatını birleştirmen, seninkine benzer hayatlar yaşayacak çocukların doğmasına, bu döngünün dönmesine vesile olman beklenecek senden.

Eğer görece şanslıysan, ailen bu yolda her zaman destekçin olacak. Ancak bu döngünün dışına çıkmaya teşebbüs ettiğinde seni desteklemeye devam edecek bir aileye sahip olacak kadar şanslı olman 'imkansıza yakın'dan öteye gidemeyecek. Korumacılık duygusunun etkisiyle, ortalamalığın güvenliliğine sığınıp daha önce denenmemişleri, zor olan yolu kendine seçmemeni isteyecekler; kendi arzularını, hedeflerini sana da benimsetmeye çalışacaklar; tıpkı denize giren çocuğuna "Çok açılma." diyen annen gibi.

İçindeki açılma duygusu bastırılamaz hâle geldiğindeyse, yeterli birikim ve cesarete sahipsen, denenmeyeni deneyecek, kendi yolunu çizenler arasına karışarak hayallerini gerçekleştiremesen bile, bu ihtimali de en baştan göze almış cesur biri olarak yaşanmaya değer, benzersiz bir hayat yaşamış olacaksın.
"Ay'ı hedef al; kaçırırsan bile yıldızların arasına inersin" ne de olsa.

Hedeflerin için çabalarken muhtemelen maddiyata dayalı sıkıntılar çekeceksin, yeterince rahat bir hayatın olmayacak ama bilmelisin ki en büyük yapay uğraş olan para kazanmak, seni asıl hedeflerinden uzaklaştırmak için önüne konmuş boş bir yemdir aslında; sistemin, toplum aracılığıyla mücadele içgüdünü kontrol altında tutup kendi çıkarı doğrultusunda kanalize etme aracı, gereksiz bir uğraş. Ve inan bana doğmamış çocuk; hayat, para kazanmaya adanacak kadar değersiz değil.

Hadi yap tercihini çocuk; Konformizm bağımlılığında rahat bir hayat mı, yoksa sancılı fakat hatırlanmaya, yaşanmaya değer bir hayat mı?

Salı, Eylül 04, 2012

Umursamazlıkta Üstüne Tanımayan

Ve Ay devam ediyor
Dalgaların üstünde çırpınan yakamoza aldırmadan
Parlamaya devam ediyor
Dolunay ışığında seni düşünmek dururken
Hissedilmeden yazılmış müziklerle eğlenenlere
Her yudum içkide seni anmak dururken bir kenarda
Seni tanımadan içenlere aldırmadan
Parlamaya devam ediyor

Ve ben devam ediyorum
Yakınımda bir yerlerde olduğunu bilmenin
                                    verdiği bu güçlü huzura aldırmadan
Aşkı öven tüm şiirlere
Kafa tutmaya

2 Eylül '12
Ali Bar, Didim